50 TL=9 Günlük Suriye Seyahati(Son Bölüm)

2011 Ocak 10

DSC01159

Birkaç araba yanımızdan geçiyor, dolu olduklarını görünce otostop yapmıyoruz, daha sonra boş bir toyota yaklaşıyor, otostop yapıyoruz, o da ne? Manastırda ilk gün uzunca sohbet edip sık sık aynı masada yemek yediğimiz çok güzel Türkçe konuşan Ermeni arkadaşlar. Bizi Homs yakınlarına kadar 150 km götürüyorlar.[fb-like]

DSC01163_1024x768

İnip tekrar otostopğ yapıyoruz. Bir Land Rover duruyor! Otostopla bindiğim en lüks araba olmasa da otostopla bindiğim ilk land rover. En öndeki beyaz araba. Fotoğraf makinesinni açılması birkaç saniye sürdüğünden ancak yakalayabildim.

DSC01170

Yol kenarında otostop yaparken, durup sorular soran, Türk olduğumuzu öğrenince bizi ısrarla evlerine kahve içmeye davet eden abi kardeş.

DSC01175

Kahveden ve yiyeceklerden sonra, küçük kardeş bizi arabasıyla bırakacağını söyledi. Yol kenarında bırakırsınız, biz otostop yapıyoruz dedik, ama tabi, dil konusunda büyük problem var. Biz Arapça bilmiyoruz, onlar da Türkçe ya da İngilizce bilmiyorlar. Bizi doğru otogara götürüp, biletimizi almak istedi. Böylece 100 Suri daha harcayarak Homsdan Lattakia ya kadar olan 150 km lik bir kısmı da otobüsle gelmiş olduk.

DSC01182

Otobüste manastırda arada bir görüp selam verdiğimiz ama hiç konuşmadığımız Der Marmoussa da kalmış olan başka insanlar da vardı. Lattakiaya geldiğimizi öğrenince, buyrun lütfen misafirimiz olun dediler.

DSC01191

Gece saat 11 e doğru bize bizi ilk başta evlerinde ağırlamayı düşündüklerini ama şimdi evlerinin müsait olmadığını öğrendiklerini söylediler. E tabi karşılık olarak; tamam sorun yok, biz şuradaki parkta uyuruz diyemedik. Zaten otobüsten indiğimizden beri bize hiç hesap ödetmeden herşeyi aralarında hallediyorlar. Bir de 30 liraya 2 kişilik oda bulup onun parasını ödemeye çalışmasınlar mı? Cebimde kalan bütün parayı büyük bir hızla çıkarıp resepsiyoniste verdim. Gezinin 15 TL lik T.C. Yurt Dışı Çıkış HARACI’ndan sonraki en büyük gideri.

DSC01198

Ertesi sabah saat 10 da bizi gelip otelden aldılar, şahane bir yere, kahvaltı etmeye götürdüler.

DSC01194

[fb-like]
DSC01199

DSC01201

Pek yoruma gerek yok.

DSC01206

Kahvaltıdan sonra Lattakia da ünlü bir müzik gurubu olan arkadaşın evine kahve içmeye davet edildik.

DSC01211

Suriye misafirperverliği…

DSC01212

Sonra tekrar dün akşamki kafe.

DSC01218

Burada yol arkadaşımla Suriyede Coca Cola olup olmadığına dair bir Lucky Strike ına iddaya girdik. Ben her yerde Pepsi gördüğümden Coca cola da mutlaka vardır diye düşününce iddaayı kaybettim. Suriyede Coca Cola yok arkadaşlar. Pepsi var.

DSC01222

Hatay-Yayladağı sınır kapısının Suriye tarafındaki bir kasaba olan Kasab’a 35 Suri ödeyerek minübüsle geldik. Suriyenin yeşil olan nadir kısımlarından birisi Kasab bölgesiydi sanırım. Minübüs yolculuğu korku filmi gibiydi. Keskin virajlı dağ yollarında sanki arkada eşi doğum yapıyormuşçasına araba kullanan psikopat bir şöför ile korkunç bir yolculuk geçirdik. Bir de otostop tehlikeli diyorlar… Minübüslerden korkun asıl siz.

DSC01226

Yol ayrımında inip biraz yürüyerek sınır kapısına geldik.

DSC01228

Sınır kapısında yazan 6 maddelik oldukça gereksiz bir “yapılması gerekenler” listesi. Suriyeden yürüyerek çıkıp Türkiyeye sınır kapısına doğru yürüken, polis bizi durdurup sınırı yürüyerek geçmenin yasak olduğunu söyledi! Nasıl yani, Suriyeden yürüyerek çıkabiliyoruz ama Türkiyeye yürüyerek giremiyor muyuz? diye sordum. Kural buymuş. Siz burda bekleyin ben geçen arabalardan briini durdururum binersizin dedi. Bir başkasının senin için otostopyapıp araç durdurması ne hoş.

DSC01231

Yaşlı bir hataylı çift polisin ricasıyla bizi de arabasına aldı. Onlar hataya gitmiyorlardı ama bi hayata gittiğimizi söyleyince, fazladan 70 km saparak bizi hataya götüreceklerini söylediler. Zahmet olmamak için müsade etmeyip arabadan indik. Sınırda garip bir köydeyiz, otostop yaparkenduran ilk araba; hataya gitmiyoruz ama ücretini verirseniz götürebiliriz dedi. Ücreti ne kadar diye sordum; 5 dakika düşünüp hala cevap veremeyince, sağolun biz otostopa devam edelim diyerek ayrıldım.

Daha sonra bir Pejo durdu. Adam camı açıp, direk siz ne iş yapıyorsunuz diye sordu. Öğrenciyiz dedim. Sanki bir işmiş gibi. Gelin o zaman, kaçakçıysanız sorun yok dedi! Sanki kaçakçı olsak siz ne iş yapıyorsunuz diye sorduğunda Kaçakçıyız abi biz diye cevap vereceğim. Polismiş. Suriyeye 100 m mesafede bir köyde doğup büyümüş olmasına rağmen Suriyeye hiç gitmemek… Ah.

DSC01233

Akşamı Hataydaki akrabalarının evinde geçirdik. Ertesi gün Adanaya gidecek bir arkadaşları olduğunu öğrenince, hemen durumu :) uygun bir şekilde otostopumuzu yaptık. Sabah 4 te yola çıkarak çok hılzı bir şekilde Adana gişelerine kadar geldik…

DSC01234

Güneş yeni doğuyor!

DSC01236

En uzun bekleyişlerimizden birisiydi sanırım. Duran birkaç kişi de zaten Adanaya gidiyorlardı.

DSC01235

DSC01239

Sonunda Mersine giden bir araç bularak Pozantı yol ayrımına kadar gelmeyi başardık. Pozantı yol ayrımı! Burası benim yazın yine Gözneden İstanbula otostopla dönerken durduğum otostop yaptığım bir yer… İçimde oldukça iyi bildiğin bir yerde olmanın rahatlığı oluştu.

DSC01240

İlki hemen Ramazan bayramı sonrası, ikincisi ise Kurban bayramı sonrası olmak üzere iki ay arayla çekilmiş iki fotoğraf…

İlk fotoğraf Eylül ayında yaptığım otostopla İstanbul-ege-akdeniz-İstanbul turundan.

Son gün Gözneden dönerken Adana-Mersin otoyolunun Pozantı sapağında otostop yaparken yine otoyolda portakal satan Sedat ile tanışmıştım.
Hayırdır kardeşim, yolculuk nereye sorusu ile başlayan sohbetimiz ben sonunda bir kamyon durdurana kadar oldukça uzun sürmüştü.
Orada yılın ilk portakallarından yemiş, ayrılırken de Sedat ısrarla bana bir çuval portakal hediye etmek istemişti. Yüküm zaten yeterince ağır olduğundan çok teşekkür edip almamıştım.

İkinci fotoğraf ise otostopla Suriyeden dönerken. Sabah 4 te Hataydan başlayıp öğleye doğru Pozantı sapağına ancak gelebilmiştik.
Sedat yine oradaydı! Beni görür görmez gidip bir çuval mandalin getirdi. “Bu kez hediyemi kabul etmek zorundasın” :) .
Geçmiş -kurban bayramını da kutlayıp- bol bol teşekkür ederek yola devam ettik.

DSC01243

Pozantı yol ayrımından tek araçla Ankaraya kadar geldik. Geçen seferkinde önce Pozantı gişelere gitmiş sonra da oradan tek araçla İstanbula evimin önüne kadar gelmiştim.

DSC01249

Yine yollarından 20 km kadar ayrılarak bizi otoban gişelerine kadar bıraktılar.

DSC01250

Gişelerde 20 dakika kadar buz gibi hiç değişmeyen Ankara soğuğunda bekledikten sonra, Nissan QQ bir araba bizi aldı. İzmit yol ayrımına kadar 160 km hızla gelip oradan sonra trafikte 1 saat kadar bekledik sanırım. Gece yarısı arabadan Mecidiyeköyde ayrıldık.

DSC01251

Hatta o gece, metrobüs gişelerinden geçmek için akpilimi evde unuttuğumu fark edip, geçiş yapanlardan bisine akpilinizi kullanmamın bir sakıncası var mı diye sorduğumda, adam benim için de akpil basmış, para almamıştı.

DSC01254

Şu otostoplu yolculuklar bir kere de gece yarısı sona ermese… O yorgunlukla sahilden evime giden bu yokuşu çıkmak yerine yolun kenarında kamp kurmayı bile düşünüyorum bazen…

[fb-like]

  • http://farelikoyunhayalcisi.blogspot.com/ FKH

    (bkz: kardeş gezi yazısı demişsin ama bu bildiğin yemek programı) :)

    son bölüm hakikaten güzel olmuş. ben yemeklere bittim allah için. hakikaten güzel görünüyorlar. denemek lazım en kısa sürede..

    onun dışında son gün ki yorgunluğu tahmin edebiliyorum :[
    bu gezinin darısı diğerlerinin başına diyoruz efendim.
    daha yenilerine hep birlikte inşallah..

  • http://yolda.org/blog UmitOrhan

    Çok teşekkürler! :D
    Yemek konusunda İşte birazcık leziz Humus var o kadar, :)) bir de falafel yemiştim yediğim şeyin adının falafel olduğunu bilmeden! :D
    Son gün yorulduğum kadar daha önce hiç yorulmadım ama ya.

    Sabah 4 te Antakyadan otostopa başlayıp gece 2,5 ta ancak Istanbula gelebilmiştik. Kesintisiz 22,5 saat otostop! :) Böyle seri bir şekilde çok uzun süreler otostop yapmak gerçekten daha zor.

  • aydan

    süppersiniz, hem ayaklarınıza hem de anlatımınza sağlık.. okurken müthiş keyif aldım, içinizdeki gezgin ruhunun hep sürmesi dileğiyle..

  • http://yolda.org/blog UmitOrhan

    Çok teşekkürler! :) Hepimizin içindeki gezgin ruhunun hep sürmesi dileğiyle. :))

  • inanc

    Harika bir yolculuk 3 bölümüde oturup tek seferde okudum özelliklede son cümleye bayıldım :)

    http://farm6.static.flickr.com/5207/5334123127_6dd9fdc139.jpg

    Burdaki fotografta ne yazıyor baya çözmeye ugrastım ama cok küçük çözemedim

    bide otostop yaparken hiç tedirgin oldugun ( tırstıgın ) biri oldumu sonuçta tehlikeli bişi ( özeliklede şu porno izleyen kamyoncu :D )

  • http://yolda.org/blog UmitOrhan

    Çok teşekkürler @f03334c1eca0ba9aaf6d0d1eb9442d03:disqus :)). Fotoğrafta Pozantı yazıyor ve altta da bir gülücük var.
    Sabah saat 6 civarı Adanaya girmeden önce bir yerlerdeyiz. Hatay tarafından gelen bütün arabalar adanaya gittiğinden bizi Hataylı Mersinde yaşayan militant Ateist 7 çocuk babası 3 defa evlenip boşanmış ilkokul terk filozof bir adam götürmüştü Pozantı yol ayrımına kadar.
    Mafyadan insanların arabasına binmiştim, arabada silah olduğu kesin gibiydi ve birini vurmaktan bahsediyorlardı. Çok korkunç gibi duruyor ama sana karşı çok yardımsever davrandıklarından hiç de çekinmiyorsun. Taylandda da bir kere abaza bir transseksüel ile uğraşmam gerekmişti. Tırsma tabi oluyor ama öyle çok korkutucu bir durum değil.
    Porno izleyen kamyoncuya gelince o durumdan neden tırsayım ki? Hangi birimiz porno seyretmedik? :)

  • hakan can

    ilk yaptuğım yorum çok odunca olmuş yeni farkettim biraz daha dolaşınca blokta iyice özendim  senle kesinlikle tanışmak isterim. hayatı yaşamak her günün tadını çıkarmak bu olsa gerek gerçekten helal olsun tebrik ederim.