Yol Günlüğü 3: Iguacu Selaleleri (Foz de Iguacu)
Sao Paulo nun cesitli yerlerinde Couchsurfing yaparak gecen harika bir 4 gun gecirdim.

Bu gunleri daha sonra yazmak uzere sakliyorum. Bu yazi Foz de Igacu ya ve dunyayin en harika yeryuzu sekillerinden birisi olan Igacu Selalerine adanmistir. :)

Daha Sao Paulodaki ikinci gunumde VoeGol isimli bir havayolunun yaptigi kampanyayla 10 reale Foz de Igacu ya ucak biletleri almistim. (Normalde tek yön otobüs bileti 120 TL falan!)
Iste boylece otostopla Buanes Airese gitmeyi dusunurken bir anda kendimi sinir kentine ucakla geciyor olarak buldum. Diger turlu zaten otostopla Arjantine gidebilmek icin Foz de Igacu uzerinden gecmem gerekecekti…
Foz de Igacu Brezilya/ Arjantin / Paraguay arasinda kalan, 3 ulkenin birlestigi bir noktada 250.000 nufuslu bir sehir. Dunyadaki buyukluk siralamasinda ikinci, enerji uretimi siralamasinda birinci olan olan Itapu Baraji da Foz de Igacu sehrinde. Bu baraj o kadar buyuk ki, icerisindeki suyu butun insanlarla paylassan kisi basi 4000 ton su dusuyor herkese. Tek basina bu baraj Brezilyanin enerji gereksiniminin %25 ini Paraguayin kinin ise %90 ini karsiliyor…

(Congonhas havalimani)
Efendim simdi yolculuga gelelim… Malum Brezilyada toplu ulasim acayip pahali. Minicik bir otobus ylculugu 3 TL… Hal boyle olunca gidebildigin her yere yuruyerek gitmeye calisiyorsun. (en basitinden Metro+otobuse binsen gidis donus yolculugu bile tek basina 12 tl oluyor, holy smoke!)
Benim gitmem gereken havalimani(Guarulhos) da taa sehrin oteki ucunda. Binbir farkli olasiligi dusunerek bu yolculugu 40 dakikalik bir yuruyus+ 3 Tl lik bir otobus yolculugu+ havalimanlari arasi ucretsiz bir servisle gerceklestirmeyi basariyorum…

VoeGol firmasinin havalimanlari arasi ucretsiz servisi. Biletin varsa ve sirada bekleyerek otobuste yer bulmayi basarabilmissen kullanabiliyorsun…

Tum herseye ragmen ucagin kalkmasina 35 dk kala havalimanina yetisebiliyorum!. Sira falan hic beklemeden kosa kosa one gecip ilk bos kontuardan binis kartlarimi aldim. 5 dk daha gec kalsam butun biletler yanacakti.
Sao Paulodan Foz de Igacu ya Curut’ba aktarmali gidecegimden ne olur ne olmaz sirkete guvenmedigimden aktarma sirasinda bagajlari karistirmasinlar diye iki cantayi da yanima aldim. Ama cantanin icindeki cadir sorun cikardi… Ustune bir de Havalimaindaki gorevliler tek kelime ingilizce konusamiyor. Zaten genel olarak Suriyede daha cok ingilizce konusan insan varmis gibi geldi bana… Guc bela bildigim butun portekizce kelimelerle birazcikta sirinlik yaparak gecmeyi basardim. Ama bu sefer de ucagin kalkmasina 10 dk kalmisti. Kosa kosa kapinin oldugu yere giderek kapinin kapali oldugunu gorunce bir an panige kapildim… Boarding 15 dakika kala bitmis olmasi lazim. Ama tabi ki degil… 6 ay havalimaninda bu isi yapmis olsan da yine de yolcu olarak gelince butun hersey degisiyor. Boardinge ucagin kalkmasina 5 dk kala baslayip ucagi da 5 dk gec kaldirdilar…
[fb-like]

Bircok kisi de benim gibi ucak kacti korkusuyla kosa kosa kapiya gelip, daha boarding in baslamamis oldugunu ogrenince derin bir soluk aliyordu.

Uçağa biner binmez kitabımı açıp okumaya başlıyorum.
Einstein burada hep merak edip sik sik sordugum bir soruya cuk diye oturan bir cevap vermis. Soru su” ‘Nasil oldu da Amerikayi Cinliler ya da Araplar degil de Avrupalilar kesfetti?”
Ilk kez bu gezide verimli bir sekilde kitap okumaya basladim. Daha onceleri tasidigim kitaplar hep bir iki sayfa okunarak hüsran sonuçlarla eve geri geliyordu…

VoeGol Brezilyadaki en buyuk havayollarindan birisiymis. Iyi dusunup hem cevreci gorunup hem de kagit masraflarindan kismak icin binis karti yerine fis gibi bir sey kullaniyorlar.

Bunun yaninda ucaklarin hepsi B737-800 ve koltuk aralari sasirtici derecede genis.

Sao Paulo yukaridan iyi planlanmis bir sehir gibi duruyor.

1 saatlik ucusta yiyecek adina hicbirsey beklemezken basit Guayana+kraker servis ediyorlar. Guayana Brezilyada yetişen Guayana iimli enerji verici bir meyveden yapılan brezilyalıların milli içeceği. Öyle ki Coca cola nın bile Guayana içeceği var. Guayana sanırım Redbull da falan da kullanılıyor.

1 saatlik bir ucustan sonra Curutiba havalimanina iniyoruz. Resimde de; Brezilya hava kuvvetlerinin kurucusu Eduardo Gomez…

VoeGol un 121 ucagi oldugunu duyunca sasirmadan edemiyorum. Hakketten buyuk bir havayolu sirketiymis…

Gece saat 01.20 gibi Foz de Igacu Havalimanina indik. Havalimani eski usulle calisiyor, ucaktan merdivenlerle inip aprona kadar kendin yuruyordun. Yagmur yagdigi icin ucagin altinda semsiye verip apron girisinde semsiyeleri tekrar topluyorlardi…
Brezilyada gordugum bütün havalimanlari uyumaya hic elverisli degil. Butun koltuklari yolcular uzerine serilip uyumasin diye acayip kil sekillerde tekli tekli yapmislar. Adamlar düşük bütçe ile seyahat eden insanlara çile çektirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. :) Zaten havalimanı da acayip kirli garip kokuyor. Ben de uyunabilecek temiz bir yer bulabilmek ümidiyle gecenin saat 2 sinde havalimanının altınıüstüne getiriyorum. Havalimanının gece kapanmıyor olması muhteşem bir şey. Bir kere yine böyle Surat Thani de havalimanında uyumayı planlarken havalimanı saat 21 de kapatılınca şehrin30 km dışarısında ortada kalakalmıştım. Tabi Tayland da 5 TL ye oda bulmak mümkünken sırf ülkede birkaç gün daha fazla kalabilmek için böyle maceralara girişmiş olmam şimdik azıcık absürd geliyor…

Sonunda süper bir yer buluyorum. Burasi da havalimaninda uyunabilecek en temiz yer! Ikinci katta ‘kuytu kose bir yerde baya bir genisce bir engelli tuvaleti. Kapisinda kilit de oldugundan mis… Hiç kullanılmamış gibi. Kapıyı içerden kilitleyip yere uçaktan aldığım battaniyeleri serip, küçük çantamı da yastık yaparak uyumaya başlıyorum.
Tabi ben boyle rahat uyuyacağımı dusunurken gece birkac defa kapi kolu cevriliyor. Her defasında bir anda ayağa fırlayıp, ışığı açtım, sifonu çektim, sonra uyumaya devam…
[fb-like]

Havalimanı Foz de Igacuya yolunda 6 km falan uzaklıkta. Brezilyada bu küçük şehirde bile otobüsler 24 saat işlyormuş. Gün doğumunu dünyanın en büyük Şelalelerinden birisinde izlemek ümidiyle gece yola koyuluyorum.
Ama o da ne! Ben parkta indiğimde beni ağır silahlı bir güvenlik görevlisi karşılıyor. Meğersem park saat 9 da açılıyormuş. Neyse deyip adamdan da izin isteyerek banklardan birisine battaniyeleri serip uyuyorum tekrar. Saat 07.30 gibi parka gelmeye başlayan işçiler hep goz ucuyla beni izliyor. Bir an gozumu actigimda duvarin kosesinden baslarini uzatmis bana bakan asagidan yukari tam 3 bas gorunce kendimi tutamayip gulmeye basliyorum…

Parka giris 37 Real! Eh be EL INSAF! Insan bir ogrenci tarifesi gibi bir sey koyar, Ozlem Pansiyon seyahat bursu finalisti olmam sayesinde bedavaya aldigim 15 tl lik international student card bir seye yarar…
Cebimde zaten sadece 32 Real var. Gece bu tabelayi gorunce gozumu karartip, citlerin uzerinden atlamayi dusunuyorum… Ayni ITalyan arkadasim Davidenin Turkiyedeki butun parklarda(Efes’, Pamukkale, Kapadokya) yaptigi gibi. Ama burasi Turkiye degul ki… Adamlar jiletli telllerle cevirmisler etrafi. Ustune bir de parka bileti aldiktan sonra iceri girip otobuse binerek 7 km otobusle gittikten sonra ulasilabildigini okuyunce rehberimden iyice umidimi yitiriyorum. Hep kendi kendime Davide bu durumda olsa ne yapardi diye dusundum, ama sanirim Davide bile boyle bir yerde ucreti odeyerek girerdi…

Bende sadece 32 Real var. Burada doviz bozen bir yer de yok. Zaten Brezilyanin genelinde doviz bozan bir yere raslamak buyuk bir sans eseri gibi geliyor. Ben Sao Paulonun istiklal caddesi olan Paulista avenue de bile bir tane gormedim.(ama bir alisveris merkesizde oldugunu duydum)
Aradaki farki markete gidip birinin harcamasini kredi kartimla odeyerek, ondan nakit alarak yapmayi planliyordum ki kredi karti kabul ettiklerini ogrendim.
Giseler acilmasina bir saat kala insanlar siraya girmeye baslamisti! Parka ilk girip butun heryer yalniz basina gezmek cok onemliymis. Bir tane yabanci turiste rastlamiyorum.
Giselerde kartla giris ucretini oderken taksit yapiyormusunuz diye soruyorum. Yapmiyorlarmis. :)
Buradan; yola cikmadan once: 200 dolarla Brezilyaya gittigimi duyunca, bana 100 dolar daha gonderen Bora Bilgine sonsuz tesekkurlerimi iletiyorum. Sanirim bu harika parka Bora Bilgin sayesinde girebildim. :)

Ben yine Locker larin ucretsiz oldugunu dusunurken, Dolaplarin kirasinin 8 TL oldugunu ogreniyorum! Yok artik. Ben 10 kiloluk sirt cantami 8 TL vermemek icin tum gun sirtimda tasiyip 20 km yurumeye hazirim. Ama bu sefer biraz aclik da olacak. (Havalimaninda ve parktaki yerler inailmaz pahali.) Derin bir nefes aiyorum.
Bizim metrobusler gibi uzun, ama sik sik bozulmayan mercedes otobuslerle, 7 km otedeki 1,2 km lik parkurun baslangicina geliyoruz. Brezilyadaki en buyuk Atlantik Yagmur Ormanlarinin birisinin icinden kivrilarak ilerleyen muhtesem bir patika. Daha ilk anda karsima cikan manzara buyuluyor beni. Tek basina Foz de Igacunun bile butun yolculuk boyunca katlandigim ufak zorluklara hayli hayli degecegini anliyorum.

Insana acligini bile unutturabilecek bir manzara… Ruhun doyduktan sonra bedensel acligin biraz daha geri planda kaliyor zaten.
[fb-like]

Tek kelimeyle buyuleyici…

Cataharas Portekizce de Selale demek.

Kolay bir patika.
Bu yazi boyunca cok fazla gevezelik edip sizi rahatsiz etmeye niyetim yok. Muhtesem fotograflarin ve vidyolarin tadini cikarin. Niagarayi icine atsaniz kaybolacak bu selalenin sesini size dunyanin obur ucundan duyuruyorum. :)





Bu guzel ani paylasabilecek kimsenin olmamasi garip! Ingilizce biren birini bulsam hemen sarilacagim. Ben de kendi kendime sarki soyleyip konusarak egleniyorum. Zaten agir sirt cantalarimla iceride herkesin araisnda uzaydan gelmis gibi duruyorum. Allahtan fotograf makinesini uzatinca ne yapmalarini gerektigini anliyor insanlar, boylece kendi resmini de cektirebiliyorsun arada bir.







Park daha once hicbiryerde gormedigim garip canlilarla dolu. Rengarenk kelebekler, ilginc orumcekler, acayip ucan seyler falan, sanki harikalar diyarindaki alice gibi hissediyorum.



Guzel aciklamislar…

Burasi Devils Thoroat denilen yer. Yaratigin Bogazi diye cevrilebilir. Ortada butun sularin hilal seklinde asagi dokuldugu bir yer var. Sagda da dipsiz bir ucurum…

[fb-like]

Yaratigin bogazina dogru yavas yavas ilerliyorum. :)


Gokkkusaginin basladigi ve bittigi yer cok net gorunuyor! Acaba atlasam, o noktada bir hazine bulabilir miyim?


Burasi o ucurum…

Ileride ortada da yarimdaire seklinde kocaman bir selale var. Yaratigin Bogazi orda iste.


[fb-like]



Yaratigin bogazi oldukca islak. Biraz kalinca sanki banyo yapmis gibi oluyorsun. Bu inanilmaz ani goruntuleyebilmek icin Fotograf makinesini de riske atarak, ruzgarin su tozlarini bir baska yone dogru surukledigi anlarda birkac kare yakalamaya calistim.



Isguzar calisanlar tezgah kurmus, 10 tl den naylon poset satiyorlar. Ben ustumu cikarip soyunarak daliyorum iceri. Hem bedava banyo yapmis oluyorsun.



[fb-like]






Bimden 8 tl ye aldigim gezer sandaleti hala kullaniyorum. Yanimda bir de taylanddan 10 tl ye aldigim 1 yilin 4 ayi araliksiz giydigim ve hala sapasaglam olan bir parmak arasi terlik var. Tayland dan aldigim en uzun dayanan sey…
Bir de resimdeki kelebek o kadar guzeldi ki… Sandaletimin renkleri ona cekisi gelmis olsa gerek ki sandaletimden his ayrilmadi. Bir ara elime tirmanmasini saglayip bir opucuk bile kondurdum kanatlarina.

Kanatlarinin ustu isigin gelme acisina gore farkli sekiller alabiliyor… Kelebegin tam kanatlarini actiginda fotografini cekebilmek icin 15 dakika ugrastim.
[fb-like]

Alisveris magazasi gibi hediyelik esyalarin satildigi yerler var. Son derece pahali oldugunu soylememe gerek yok. Bir kart alip dunyaynin cesitli yerlerindeki dostlara atamayacak kadar fakir olmak cok ilginc bir duygu.

Bordan heykeller yapmislar. Taktir ettim. Yalniz bu sekildeki bor mu hicbir fikrim yok. Mermer de olabilir ama bana bor gibi geldi.

bu da herseyin yukaridan goruntusu. Burasi o kadar sessiz ki, su garip bulut da olmasa azicik ileride dev bir selalenin olduguna insanin inanasi gelmiyor.

Parkin girisi… Parque Nacional Do Igacu.

Bir de portekizce de Osallah iye bir kelime var. Insallahtan geliyor. Helal olsun araplara. Bol bol osallah kullaniyorum. yaygin olarak kullanilan bir kelime. Insallah ile tamemen ayni anlamlara geliyor.

Foz de Igacu da kaldigim semt. Mavi renkli sirin bir havuzlu evde kaliyorum. Yarin alman bir kiz ve portekizli bir cocukla Buanes Airese otostopa basliyoruz!
Iki kisiyi daha ikna edip yanimda ispanyolca konusabilen birileri bulunsun diye 1 gun erteledim yola cikma tarihini. Cok guzel olucak. Ama 3 kisi biraz fazla olduk gibi. neyse.
Buanes Airesten Sao Pauloya dondugumde, bir baska brezilyali arkadasla otostopla Kuzey Batiya dogru 2000 km lik bir baska yolculuga cikacagiz. Su siralar butce idare etsin diye gunlerimi bol bol ekmek recel ekmek recel yiyerek geciriyorum. Marketlerdeki en ucuz recel turlerinin hepsini denedim. :) Goiyaba marmelati guzel oluyor.
Foz de Igacu dan sevgiilerimle!
Umit
[fb-like]




Pingback: Yol Günlüğü 2: Sao Paulo | Yolda