MiniMacera #4: İznik!

2011 Aralık 14
by umitb

Kelimenin tam anlamıyla cuma gecesi sabaha kadar parti yaptıktan sonra, neredeyse hiç uyumadan, Cumartesi sabahı kadıköyden başladık.
Gelmek isteyen birkaç arkadaş, kör kütük sarhoş olduklarından buluşma saatinde uyanamadılar. İlk önce Allisonla buluşup, o gün toplamda içtiğimiz onlarca bardak kahveden ilkini hazırlayıp harika bir sohbet eşliğinde içtik.


Sonunda Sara da geldi. İlk aracımızın şöförü bir kadın! Türkiyede şu ana kadar duran 3. kadın şöför.

[fb-like]

İkinci araç; son model bir mersedes, TFF de çalışan iyi bir insan, kartını verip, herhangi bir maça gitmek istediğinde sadece ara diyor. Ne kötü ki futbol tarih dersleri kadar bile ilgimi çekmiyor.


Bir minibüste termosumda taşıdığım yarım litre sert türk kahvesi eşliğinde sohbet ederek yol alıyoruz.


Eskihisar-Top.ular vapuru. Bursa tarafına olan yolculukların en eğlenceli kısımlarından birisi. Feribota birlikte bindiğimiz aracın sürücüleri ile birlikte kahvaltı yaptık.


Sürücülerimizin ısmarladığı simitleri, martılarla paylaşmak…


Ne güzel bir kış günü!

 


Araçtaki grup, Güvercin Hobisine tutkutla bağlı insanlar. En çok konuştuğumuz arkadaş ise profesyonel bir güvercin eğitimcisi. Türkiyedeki en ünlü bir kaç isimden birisi denilebilir hatta.


Normalde yol ayrımında inecekken muhabbet güzel sarınca bizi yoldan 20 km saparak kaplıcaya kadar götürmeye karar veriyor arkadaşlar


.Bir kış gününde sıcacık bir kaplıcada yüzmenin keyfi… Paha biçilemez! :) Zamanı ve güneşin batmasını boş verip 3 saat kadar yüzdük neredeyse.

Doğrudan ana yola çıkmak yerine, köyü görmek için, köyün içinden geçen uzun yoldan yürüdük.

[fb-like]

Doğrudİznik ve çevresi tek başına Türkiyenin zeytin üretiminin %10 unu karşılıyor. Özellikle Keramet köyünün zeytinlerinin de kaplıcanın minerali bol suyundan dolayı dünyanın en iyi zeytinleri olduğu söyleniyor.


Tabii ki, içten misafirperverlikleri ve güler yüzleriyle temiz köy insanının yanından öylece yürüyüp gidemezsiniz! Bizi ısrarla evlerine davet ediyor, bir sonraki gelişimizde uğramamız için ev adreslerini veriyorlar.

Soner Sarıhan ile o akşam İznikte buluşacağımız için davetlerini kabul etmeyince, bize bütün sırt çantalarımızdan daha ağır gelen, koca bir torba iri zeytin hediye ettiler

.

[fb-like]

İznik Gölünde gün batımı…

Masum görünüşlü bu yavru, son derece güzel bir kuşu afiyetle yiyor. Gözleri sanki, mecbur olmasam hayatta bu güzel canlının yaşamına son vermezdim der gibi hüzünlü…

İznik e doğru son aracımız Hataya sofralık zeytin taşıyan bir tır. Bir an çılgınlık yapıp tırla birlikte Hataya kadar gitmeyi düşünüp sonra vazgeçiyoruz.
Hatay çevresi ve özellikle Gaziantepte(benim memleketim diye söylemiyorum) Türkiyenin en kaliteli yağlık zeytinleri yetişir. Sarı, oldukça duru, harika bir yağdır bu. Ama zeytinler o kadar koyudurlar ki, tatlanıp yenilecek hale gelmeleri 1 yıl sürer.

Kırmızımsı gökyüzü ve dağların silueti…

Son otostopumuz bir şaka gibiydi. 5 dakika kadar bekleyip bir minübüs durdurduktan sonra, şöföre gideceğimiz yeri söyledim. Adam önce güldü ama yine de bozmadan binmemizi bekledi. Araca bindik, adam 100 m sürüp; işte geldiniz çocuklar, burası Kayıkhane

demez mi? :D

[fb-like]

 

Sonerlerin evi hem isviçreden misafirleri hem de anne babaları onlarda kaldığı için soner bizi evinde ağırlayamıyor ama göl kenarında çok güzel bir kalacak yer ayarlıyor.

Orada kalan arkadaşların davetiyle o gece, çadırda uyumak yerine içerideki boş yurt odalarından birinde sıcacık bir gece geçirmek…

Aya Sofya. Bir zamanların en önemli kiliselerinden birisi; 300 lü yıllarda etrafta dolaşan yüzlerce İncilin elenerek 4 İncile düşürüldüğü yer. Hristiyanlar için haç mekanı.

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0znik

[fb-like]

Şehirde bir oraya bir buraya gezinirken, müzeye çevrilmiş bir hamama rasladık. Orada tanıştığımız bir kişi, kendisini bizim rehberimiz olarak atıyor ve bize şehri gezdirmeye başladı.

[fb-like]

Ne ilginç bir ağaç!

Yeşil Camii. Ama sadece minaresi yeşil. İçi oldukça sade.

Efsanevi İznik şehri; etrafı dağlarla çevrili Göl, ve bulutlar…

[fb-like]İzniki tepeden gören Bayraktepeye doğru yüyürken, Sonerlerle karşılaşıyoruz. Onlar da ailecek isveçli misafirleri ile şehir turu yapıyorlardı. Birlikte tepeye çıktık.

Gün batımına doğru otostopa başlayıp, iki hızlı araçla 3 saat içinde trafik de olduğu halde İstanbula vardık.

Son adım! İndiğimiz yer arkadaşların evine yakın olunca geziyi sıcak bir akşam kahvesiyle sonlandırmaya karar verdik

[fb-like]