Otostop Yapmanın İncelikleri

2010 Aralık 22
by umitb
Otostop deyince birçoğumuzun aklına tehlikeyi çağrıştıran şeyler gelir. Otobüse verecek hiç parası olmayan çaresiz insanlar yol kenarlarında kendilerini istedikleri yere götürecek araç için çaresizce beklerler. Otostopçular aynı zamanda tehlikelidirler de. Bir kaçıktan başka kim yol kenarında içindeki insanların kim oldukları hakkında hiçbir fikri olmadığı geçen araçlara işaret yapacak kadar cüretkar olabilir ki?
Yol kenarında bir otostopçu görmek araç içindekiler için de her zaman bir sohbet konusudur. Arabadakiler o anda ne konuşuyor olurlarsa olsunlar, otostopçunun yanından geçtikten sonra konu hemen otostop yapan o adama ya da kadına döner.
(ufukta görünen başarısız otostopçular, kötü giyinmiş otostopçulara çok güzel ir örnekti. Gölbaşı-Ankara)

Otostop konusunda yukarıda saydığım önyargıların(adı üstünde: ön yargı) en ufak bir gerçeklik payının olmadığını söylemek zorundayım. Otostopla yaptığım onca yoldan sonra bunların doğruluğu ancak, dünyanın bir öküzün boynunda olduğunu ya da dünyanın düz olduğunu söyemek ile kıyaslanabilir benim gözümde.
Otostop tehlikeli değildir, günlük hayatta yaptığımız her şeyde geçerli olan, basit bir risk yönetimi meselesidir sadece.
Bence hiçbir şekilde otostop yapmanın otobüse binmekten daha tehlikeli olduğu iddaa edilemez. Bilinememezlik faktörü mü söz konusu olan? Otobüse bindiğinde şöförü ya da yanına oturan adamı tanıyor musun? Otobüsün bütün mekanik bakımlarının yapıldığından emin olabiliyor musun? Elbette ki hayır. Konfor konusuna gelince, şu ana kadar yaklaşık olarak 200 kadar araca bindiğimi tahmin ediyorum. Bunların hemen hemen hepsi en az bir otobüs koltuğunun sağlayacağı konfor kadar konforluydu. :) Ayrıca otostopçuların kamyonculara mahkum olması da tamamen başka bir klişe. Toplamda sadece 3 kere kamyona bindim. Onlar da birbirinden iyi araçlardı zaten.
(Italyan yol arkadaşım Davide ile,Gebzeye otostop yaparken)
İlk olarak belirteyim ki, yolculuğun en zor kısmı evden ayrıldıktan sonra başparmağını havaya kaldırıp ilk aracı durdurana kadar geen süredir. Bu ilk adımda kendi kendinle mücadele etmen gerekir. Sana sürekli “Ne zorun var da otobüse binip gitmiyorsun şimdi?, hem, evden neden ayrıldın ki?” diyen güvenlik kaygısıyla donanmış iç sesini yenmen gerekir. O ilk aracı bulana kadar geçen duyguyu tarif etmek çok zor. Stres, endişe, pişmanlık, sabırsızlık duygularının farklı oranlarda karışımından oluşan garip bir duygu. Aslında bisiklet ile uzun yollara çıkan arkadaşlar bu hissi çok iyi bilirler. Bir yolculuğa çıktığında ilk adımı atmanın zorluğudur yaşananlar.
En önemli kısmı anlattıktan sonra şimdi, işin çok hayati olmayan, aslında herkesçe tecrübe edilerek öğrenililebilecek ayrıntılarına geçeyim.
1-Kıyafetlerinize özen gösterin:
Otostop mu yapıyoruz, yoksa kız/erkek arkadaşımızla buluşmaya mı gidiyoruz demeyin. Renkli giyinerek, öğrenci olduğunuz izlenimini vermek yol kenarından geçen arabaların dikkatini çekmek açısından oldukça önemli. Altın kural şu: Öğrenci gibi görünün. Şoförlerle yaptığım sohbetlerin çoğunda, “aslında hayatta otostopçu almam, ama çantalarınızdan öğrenci olduğunuzu anlayınca bu seferlik olsun dedim.” gibi cümleler kurmuşlardır çoğu. Gerçi siz onların “hayatta otostopçu almam dediğine” bakmayın.. Türkiye yeryüzünde otostop yapılabilecek en kolay-iyi ülke. Bunun dışında çok sıradışı giyinerek şoförlere hepten bir uçuk imajı vermenizi de tavsiye etmem.
Şoförlerle göz teması kurmak bir başka önemli nokta. Bu yüzden asla ama asla, otostop yaparken güneş gözlüğü kullanmayın.
2-Gülümseyin:
Evet. Ama sırıtmadan. Şöforler ile göz teması kurarak, tebessümden biraz daha kuvvetli şekilde gülümsemelisiniz. Aslında insan ilişkileriyle alakalı olan tamamen basit bir kural bu. Gülümsemek sadece araçların durma oranını arttırmayacak, o anda içinizde duyduğunuz heyecanı da yatıştırarak sizi daha huzurlu bir hale de getirecek. Gülümsemenin işe yaramadığı hiçbir durum görmedim.
3-İşaret taşımadan önce iyi düşünün:
Bu konu biraz tartışmalı. Soru şu: elinizde üzerinde gideceğiniz yer yazan bir karton parçası taşımanız araç bulma şansınızı arttırır mı azaltır mı? Klasik düşünce arttıracağı yönünde olsa da, ben dahil birçok otostopçu bunun hiç de iyi bir şey olmadığı görüşünde. Örneğin, (bu kez otostop yapan siz değilsiniz; arabanız var;) arabayla istanbuldan izmire gittiğinizi düşünün. Otostopçu almak konusunda herhangi bir sorununuz yok. Giderken, aniden yol kenarında elinde İzmir yazısıyla bir otostopçu görüyorsunuz. Karar vermek için çok az zamanınız var. Ama istanbuldan izmire 8 saat boyunca arabanızı yol kenarındaki bu adamla paylaşmak konusunda bazı tereddütleriniz var.. Hoooop, siz böyle düşünürken adam çoktan 500 m arkanızda kaldı bile!
Diğer bir düşünce de şöförün otostopçuyu fark ettikten sonra önce yazıya, sonra adamın yüzüne sonra tekrar yazıya bakması ve bu yerin kendi yolunun üstünde olup olmadığını düşünmesi için gereken sürenin tamamen bir kayıp olması. Çoğu durumda sürücü bunları düşünürken sizi çoktan geçmiş oluyor, eh geçmişken, durup geri gelip sizi alamayacağı için devam edip gidiyor. (istisnalar her zaman oluyor: Malezyada 2 km öteden U dönüşü yapıp beni almak için geri dönen çinli çocuklarla, Denizli de dümdüz ve sakin bir yolda beni 700 m fln geçtikten sonra geri vitesle gelip aracına alan sürücüler gibi…)
Böyle düşünmeme rağmen yine de bazen yazı taşıyıp bazen taşımıyorum. Uzun yollarda elinizde bir deste A4 taşıyıp gideceğiniz yolu küçük parçalara bölmenin bazen faydası oluyor. Ama her koşulda yanınızda; üzerinde gülücük “:)” çizili bir kağıt bulundurmanın faydası var…
Bir de herhalde elinde kağıt bulundurmak yoldan geçen insanlara göstermek üzere bir amaç hissi vererek kendini iyi hissettirebiliyor insana…
4-Aracınızı seçme şansınız olduğunu unutmayın:
Her durumda aracı seçme özgürlüğünüz olduğunu unutmayın. Bu işi mecbur olduğunuz için yapmıyorsunuz sonuçta. Şöför sizde hiç de iyi bir izlenim bırakmadı mı? O yöne gitmediğinizi söyleyin yada başka bir bahaneyle teşekkür edip, iyi yolculuklar dileyin.
(Izmirde bir yerler; 2 şer sırt çantasıyla 3 kişi otostop yapıyoruz)
Araç durdu, hiç vakit kaybetmeden yanına koşup, uygun bir şekilde aracın nereye gittiğini sorun, ya da sizin gitmek istediğiniz yeri söyleyin.
Durduktan sonra hiç almayan araç ile karşılaşmadım ama yine de ilk iletişim anı oldukça önemli..
Araca bindiniz: herşey çok güzel. istediğiniz yönde gidiyorsunuz vs. Bu noktada bütün daranışlarınızı sürücünün davranışlarına göre ayarlamanız gerekiyor. Ama bir kuralı aklınızdan asla çıkarmayın: Sürücünüze karşı nazik olun. Sizi aracına alan insana karşı birazcık minnet duymak çok da yanlış bir davranış olmaz. Politik tartışmalara girmekten özellikle kaçının; tabi sürücü ile aynı görüşteyseniz o zaman ne ala ama değilseniz de(ki bu durumla sık sık karşılaşmanız olası) ne olursa olsun şoförün görüşlerine saygı gösterin, tartışma başlatacak, ters ifadelerde bulunmaktan özellikle kaçının.
Bindiğiniz arabanın sürücüsü pkk sempatizanı olabilir. Günlük hayatta bu hoşgörüyü göstermeyecek olsanız bile, o anda göstermek zorundasınız. Ya da başka bir senaryoyla bindiğiniz aracı ateşli bir şekilde kürtlerin tamamen KIraka sürgün edilmesini savunan bir subay kullanıyorsa, başka bir yerde, başka bir zamanda olsanız o adamın suratının ortasına bir yumruk patlatabilecek olmanıza rağmen, araçtayken, o anda, şoför ile aynı fikirdeymiş gibi görünmeniz gerekebiliyor. Yukarıda saydığım şeyler oldukça ekstrem şeyler olmasına rağmen yola çıkmadan önce bunu göz önünde bulundurmalısınız.
Olayları tamamen akışına bırakmak, belirsiz şeyler için endişe duymamayı öğrenmek sahip olunması gereken en önemli özelliklerden. İstanbuldan Mersine otostopla gidiyorsan bu yolu 2 günde mi yoksa 10 günde mi gideceğin pek de o kadar umrunda olmamalı. Keyifli bir yolculuk için asla bir yere yetişmeye çalışmamalısın. Nerede olursan ol akşam olduğunda matını ve uyku tulumunu çıkarıp bulunduğun yerde konaklayabilirsin. Yeryüzünde herkese yetecek kadar yer var sonuçta.
(Singapura birlikte otostop yaptığımız Malezyalı arkadaşlar, KL deki ev sahibim)
Siz otostop ile yolculuk etme konusunda ne düşünüyorsunuz? Bir gün otostopla seyahate çıkmayı düşünür müsünüz? :)
  • Uzmanraporu

    Bisiklet ile çıkmayı düşünüyorum, benim için otostop ondan daha korku verici.

  • http://yolda.org/blog UmitOrhan

    :) Bisiklet belki de en keyifli seyahat aracı…
    Yeterli zamanım olsaydı, Suriye gezisini otostopla yapmak yerine bisikletle yapardım. Bu aralar zaman darlığından ve biraz da tembellikten daha çok otostopla seyahat ediyorum diyebilirim.
    Bisikletle seyahat ederken kontrol çok daha büyük oranda sende oluyor. Her an istediğini yapabiliyorsun. Ama otostopla daha farklı bir belirsizlik var. Bir günde 100 km de gittiğin oluyor 1200 km de. :)

  • http://farelikoyunhayalcisi.blogspot.com/ FKH

    defalarca yaptığım bir şey hakkında insan ne kadar kolay yorum yapıyormuş bunu göreceksiniz efendim bu yorumda :)

    aslında bir zevk bu. yani öle kolay kolay yapmaz herkes. bildiğin deneyim işi. (yazar burada kendi tecrübesinden bahsediyor, şımarıyor..)

    dediğin gibi aslında. arabaya bindikten sonra değişir her şey. yani şöföre göre şerbet lazım. italya’da oldu bir kere. bindiğim aracın şöförü zil zurna sarhoş. dedim olmıcak bende başladım içmeye. bir köy yolu 10 il 20 ile gidiyoruz. inanılmaz kaliteli bir whisky içiyoruz.

    böyle bir şey yani :)

    *bu arada ben hoş geldim buraya.

    FKH
    (bkz: http://farelikoyunhayalcisi.blogspot.com/)

  • http://yolda.org/blog UmitOrhan

    bu fazla uzun blog yazısındaki herşey senin dediğin gibi özetlenebilir işte!
    şöförle viski içerek gitmek ne zevktir yahu, bi kere alkol alamadım arabada.
    ama yolda cigara içen sürücüm oldu. :) 210 ile gidiyorduk 2010 model arabasında.

    gerçekten hoşgeldin!
    sevgilerle

  • http://farelikoyunhayalcisi.blogspot.com/ FKH

    ohooo sen cigara dedin ya? ben o zaman asıl macerayı anlatayayım sana. amerika’dayım. atlanta’da. arabasına bindiğim adam meğer ot satıcısıymış adam çıkardı yaktı bir tane. ben kullanmıyorum allah için. neyse başladı içmeye. camları kapattı birden. içeri dumanaltı oldu haliyle. açtırmıyorda camları. bir süre sonra her şeye gülmeye başladık ikimizde. ulan ne desek gülüyoruz. meğer bizim kafalar olmuş :)

    dedim bundan sonra binmem otlu arabaya :)

    tanıma gel: otlu araba :)

  • http://yolda.org/blog UmitOrhan

    ahaha. aman allahım. :D
    ne macera ya!
    ben tayland hatta malezyada falan alışıktım manzaraya zaten, adım başı kendinden geçmiş avrupalılarla doluydu adalar… türkiyede ilk kez otostop yaparken raslamak şaşırttı beni. :)

    çok haklısın :D otlu arabalara binmemek lazım…

  • http://yolda.org/blog UmitOrhan

    ahaha. aman allahım. :D
    ne macera ya!
    ben tayland hatta malezyada falan alışıktım manzaraya zaten, adım başı kendinden geçmiş avrupalılarla doluydu adalar… türkiyede ilk kez otostop yaparken raslamak şaşırttı beni. :)

    çok haklısın :D otlu arabalara binmemek lazım…