Yol Günlüğü 1: Brezilya (İlk Izlenimler)
20 Ocak gecesi sabah 4 e kadar son güne bıraktığımyol hazırlıklarını tamamlamakla meşguldüm. Gece 4 te nihayet sabah 10.30 daki uçağa yetişmek üzere alarmı saat 06.00 ya kurarak uyudum. Uyandığımda saat 8 buçuktu! Alelacele yataktan fırlayıp çantaları kaptığım gibi, dışarı fırladım. Güç bela annemi beni havaalanına bırakması için ikna edip yola koyuldum. havalimanına 1 saat içinde yetişmem mümkün değildi..

Herşeye rağmen en çok zaman psasaport kontrolü için T.C pasaportlu insancıkların bekletildiğikleri yerde kayboldu.

İnsan Turkish Citizens diye ayrı bir bölümde daha hızlı işlem yaptırabilmeyi bekliyor. Ama Yabancı vatandaşlar için olan bölüm çok daha hızlı çalışıyor. Sanırım gitmeden son bir kez daha devlet baba varlığını hatırlatmak için TC vatandaşlarına özel kontuar açıp fazladan sıra bekletiyor.

En iyi tesellim uçağın 216 numaralı kapıya yanaşmış olması. 20 dakika kala yetişip, kendimi ter içinde uçağa atıyorum.

Uzaktan basit şekli yüzünden sıradan görünmesine rağmen B-777 300 en büyük yolcu uçaklarından birisi. Doğru karşılaştırabilmek için başka bir uçakla yan yana getirmek gerekiyor.:)
[fb-like]

14saat uçuş! Şu ana kadar gittiğim en uzun mesafe.

Uçak havalandıktan sonra istanbulu kaplayan soğuk bulutları geçince nihayet güneşi ve mavi gökyüzünü görmek çok mutluluk verici.

Sicilya üzerinden geçerken aktif olan Etna yanardağı çok net bir biçimde görülebiliyor. Resimde Etnanın üzerindeki küçük kül bulutları gözüküyor.
[fb-like]

Guarulhos havalimanı çok şaşırtıcı. İnsan koskac ülkenin başkentine inmişken daha görkemli bir şey bekliyor. Ama Gaziantep havalimanı bile daha iyidir sanırım Guarulhostan. Sadece THY yolcuları olmasına rağmen bu pasaport sırasında 1 saat kadar bekliyoruz. Aynı anda iki uçak inse bütün sistem çökecek gibi.

ŞEhir merkezine gitmek için arkadaşım airport expressine binmelisin demişti. Bizim Havaş gibi bir şey. 35 Real=35 TL. (1 real=1 Tl) Ama tabi ki 35 tl lik otobüse binmiyorum. Sora sora şehir merkezine giden public bus ı bulmayı başarıyorum. Havaalanındaki çoğu görevli sanki komisyon alıyorlarmış gibi yolcuları airport exprese yönlendiriyor. Halbuki aynı yolu yine klimalı güzel bir otobüs 3,5 Reale gidiyor…

Sao Pauloda çok fazla metro hattı var. Hatları karıştırıp biraz kaybolduktan sonra sonunda saat 11 gibi arkadaşla buluşacağımız metro durağına geliyorum. Ama o da ne. Telefon kartı ya da brezilya sim kart almayı unutmuşum. Yoldan geçen birini durdurup, telefonunu kullanarak arkadaşa geldiğimi haber veriyorum. 10 dk lık bir yürüyüş sonunda eve geliyoruz… Verdiğim hediyeler karşısında çok sevinip bana karşılıpında bir şey yapmış olmak için lonelyplanet brasil i hediye ediyor.

Sabah kahvaltısında cinda (sinda diye okunuyor) diye bir meyve yedik. Kocaman kapta soğuk bir şekilde yulafla karışık getiriyorlar. Listedeki en ucuz şeylerden birisi olmasına rağmen 7 real!

Sao Paulo inanılmaz bir şehir. Öncelikle Brezilyalı diye bir insan tipi yok. Brezilyada bir çok avrupa ülkesinden gelmiş büyük bir göçmen kitlesi var. Mesela Japonya dışında en çok japonun yaşadığı ülke Brezilya. Bunun dışında çinli, arap, yahudi, alman, italyan dolu her taraf. İnsanlar buraya 2. dünya savaşından kaçarken kitleler halinde gelmiş.
[fb-like]

Japon mahaleesinde yazıların bir çoğu Japonca! Mcdonalds ı bile Japon mimarisine uygun hale getirmişler.
Bir de uyanık Yunanlar buraya önce gelip, “Döner”i brezilyalılara “Greek Barbeque olarak tanıtmışlar. Öyle kalmış. Arapların yaptığı Beyrut diye bir sandviç türü de çok yaygın. Bir de tabi Nargile. Heryerde…

Sao Paulodaki ve belki de Brezilyadaki en büyük kilise.

Benim elimin olduğu taş Sao Paulo nun “0″ noktası. Şehrin tam merkezi.

Sao Paulo. Brezilyanın başkentine ismini veren Aziz. Brezilyalılar katolik olduğuna göre bu adamın da Katolik olması lazım.

Bu heykeldeki de Sao Pauloyu kuran rahip. Sol tarafta allahsız yerlilere incil öğretip onları medenileştirirken gözüküyor.
Heykelin önünde de yatan yerli adam da bir zamanlar bu toprakların sahibi iken şimdi ise hiçbir şeye sahip olmayan işsiz, fakir, aç yerli insan. A brief introduction to the Brasil…
[fb-like]

Sao Paulonun ilk kilisesi.

Alışveriş merkezleriyle dolu bir sokak.

Ortadoğulu Arap göçmenlerin halı gibi eşyalar sattıkları dükkan zinciri. Sao Paulonun birçok yerinde var. Hatta bunun yanında bir tane daha Niazi Chohfi vardı.

Resimde görünen byrak Sao Paulonun bayrağı.

Sao Paulo marketi. Muz dahil herşey hatta hindistan cevizi bile Türkiyedekinden daha pahalı! Brezilyanın hala neden bizden bu kadarpahalı olduğunu anlamadım. :)

Paulista Avenue.. Sao Paoluların gurur kaynağı.
[fb-like]

Belediye binası.
Capoeira dansı… hep duyup “vay anasını” dediim bu dansa Sao paulo sokaklarında dolaşırken raslıyorum. Topluca bir vucuda sahip göbekli kardeşin attığı taklalara dikkat!(00:54)
[fb-like]

Öğle yemeği. Parmesan peynirli biftek, pilav üstü fasulye(bana barbunya gibi geldi),patates kızartması patates püresi ve salata.(13,5R)

Bir alışveriş merkezinde sadece eski para ve pul koleksiyonları satan bir dükkan görünce hemen içeri giriyorum. Neredeyse her ülkeye ait para var. Türkiye yi de osmanlı döneminden kalma arapça yazılı 20 kuruş temsil ediyor. En ilginci üzerinde 100 tirilyon dollar yazan zimbabwe doları.

Sao Paulonun her tarafındaki parklardan birisi.

Metro girişini yağmurdan korumak için böyle ilgiçn bir çatı yapmışlar. Zaten etraf bu tip sıradışı mimari objelerle dolu.

Brezilyanı ünlü bir ressamın boyadığı duvarlar. Ressamın adı: Osgemeos

Kısa bir yürüşten sonra yaz mevsiminde her gün ikindi vakti yağan yağmurlara(yağmur değil bildiğin tropik fırtına) kalmamak için eve dönüyoruz.
[fb-like]




Pingback: Yol Günlüğü 2: Sao Paulo | Yolda